İnsanın belki de en zor iletişim kurduğu kişi, kendisidir.
Hayatın içinde çoğu zaman başkalarına odaklanarak yaşarız. Arkadaş, eş, ebeveyn, evlat, partner ya da mesleki kimliğimiz… Hangi roldeysek, o rolü karşı tarafa en iyi şekilde yaşatmak için çabalarız. İlişkilerimizi sürdürmek, sevilmek, anlaşılmak ve kabul görmek isteriz.
Fakat bunu yaparken çoğu zaman kendimizle olan iletişimimizi unuturuz.
Herkese “Nasılsın?” diye sorabilirken, kendimize aynı soruyu sormayız. Çünkü gerçekten dinlemeyiz. Başkalarının ihtiyaçlarını önceliklendirir, kendi ihtiyaçlarımızı ise çoğu zaman görmezden geliriz.
Bazen de kendimizle iletişim kurmak işimize gelmez. Çünkü sorduğumuz soruların cevapları hoşumuza gitmeyebilir. Hatta bazı cevaplar canımızı acıtabilir. Konfor alanımızı sarsabilir, yüzleşmemiz gereken gerçekleri gösterebilir. Bu yüzden rahatsız eden cevapları duymamak için, bir süre sonra soru sormayı bırakırız.
Oysa hayatla ve diğer insanlarla kurduğumuz her ilişkinin temeli, kendimizle kurduğumuz ilişkiden geçer.
Bazen bunun için konfor alanımızdan çıkmamız gerekir. Bazen dibi görüp ağlamamız, bazen de hayatımızı değiştirecek adımlar atmamız… Fakat yolun sonunda kendimizle daha uyumlu yaşamaya başlarız. Neyi istediğimizi ve neyi istemediğimizi ayırt ederiz. Sınırlarımızı belirler, onları koruruz. Bizi ağırlaştıran yüklerden hafifler, bize iyi gelmeyenleri hayatımızdan çıkarırız.
Kısacası, kendi mutluluğumuzu sahiplenmeye başlarız.
İşte o zaman hayat da bize başka türlü karşılık verir. Çünkü Yaradan, her kulunun iyi olmasını ister. Fakat önce bizim, iyiyi ve güzeli hak ettiğimize gerçekten inanmamız gerekir. Sadece sözle değil; kalpten.
Bu yüzden yeniden en başa dönüyoruz: Kendimizle iletişim kurmayı hatırlamamız gerekiyor.
Önce biz, önce kendimiz; sonra çevremizdekiler.
Fedakârlık adı altında kendimizi yok saymak kimseyi ileri götürmez. Elbette başkalarına destek olmak kıymetlidir. Ancak kendi ihtiyaçlarını sürekli erteleyen biri, kendi en iyi hâline nasıl ulaşabilir?
Belki de bu dünyaya geliş amacımız; kendimizin en iyi versiyonuna yaklaşmak, içimizdeki potansiyeli fark etmek ve hayatı daha bilinçli, daha sevgi dolu yaşamak. Kendimize iyi gelmek, hem Yaradan’a hem de evrene hizmet etmenin en gerçek yollarından biridir.